Hayalimdeki Çocuk Olmak

Nasıl bir çocuğunuz olsun istersiniz?

Çok mu güzel, çok mu zeki, çok mu becerikli?

Hepsi de olabilir, hiçbiri de..

Ben hep çok ahlaklı, yardımsever ve vicdanlı bir çocuğum olsun istedim!

Başarısı, zekası, güzelliği, sanatsal becerileri ve diğer olabilecek tüm güzel meziyetler bundan sonra geliyordu benim için.

İstedim ki, sokakta gördüğü kediye, köpeğe bir şey yedirip içirme derdinde olsun.

Veyahut elinde kalan kağıt parçasını, bir çöp kutusu bulana dek önemli bir emanetmiş gibi taşısın. Doğanın ona sunduğu nimetlere böyle teşekkür etsin.

Kimseye kötü bir söz söylemesin, kötü davranmasın. Hep iyi düşünsün, kötü düşünen ve kötülük yapan insanlardan uzak durmayı bilsin..

Kendi için dilediklerini diğer çocuklar için de dilesin. Aklı erince aç çocuklar için oturup ağlasın, bir şeyler yapma telaşı olsun, imkansız olan her şeyle mücadele etsin.

Okuldan yüksek notlarla dönmese de olur, ama her gün güzel bir anı getirsin mutlulukla..

Yeni bir şeyler satın almak yerine, yeni bir şey üretmekten zevk alsın. Akıp giden zamana üzülmek yerine hayatın kıymetini bilerek yaşasın. Hayata emek harcayarak bağlansın, böylece onunla bağları kolay kolay kopmasın.

Çok zeki olmasa da çok azimli bir çocuğum olsun istedim. Olmayınca tekrar denesin, tekrar ve tekrar. Yılgınlık nedir bilmesin.

Haksızlıklara karşı avazı çıktığı kadar bağırsın. Peri masalındaki peri değil de, devlerin karşısına dikilebilecek cesarete sahip İNSAN olsun sadece…

Bir doktor, bir avukat, bir mühendis veya bilimadamı olsun diye bir hayalim yok. Ama yaptığı işi sevsin ve onu en iyi şekilde ortaya çıkarırken yaşamak için kimseye muhtaç olmasın. Çok iyi bir terzi olabilir mesela, çok güzel pastalar yapabilir; ne yapabilirse artık.

Çok güzel değil ama çok vicdanlı bir evladım olsun istedim: Doğadaki  tüm canlılara merhamet ile yaklaşsın, onları sevsin diye dua ettim ve bu yönde ona örnek olmaya çalıştım. Ve günün birinde balkonu yıkamak için, balkona su döktüğümde üç yaşındaki kızımın bana:

-“Anne dur suyu dökme” diye bağırıp yerdeki karıncaları tahliye etmeye çalıştığını gördüm.

Yerde karıncaların gezindiğini görmemiş ve suyu direkt üzerlerine dökmüştüm. Kızım uyarınca farkettim.

Ne yaptğını sorduğumda:

-“Anne karıncalar zarar görür, lütfen onları taşıyalım” dedi.

Bunu nereden öğrendiğini sorduğumda ise bana döndü ve;

-“Anne sen öyle yapıyorsun ya, parkta yürürken karıncalara basmıyorsun, mutfaktaki tezgahta gezinen karıncaları taşıyorsun” dedi.

Bunu duyduğumda çocuklarımızın bizi gizliden gizliye nasıl da gözlediğini farkettim. Davranışlarımızı nasıl kopyaladıklarını. Onların aslında yetişkinlerin aynaları olduğunu gördüm. Ve aynaya nasıl bir suret bırakırsak o suretin çocuğumuza kalacağını..

O günden sonra, çocuğumun olmasını istediğim gibi bir insan olmaya çalışıyorum, ki onda bıraktığım suretin aydınlığı ile büyüsün…

Bahar Bektaş

Bir Cevap Yazın