Cinsel İstismar; Hayır Diyemeyen Çocuk Susar!

Son zamanlarda değil, uzun zamandır aralıklarla karşımıza çıkıyor cinsel istismar vakaları. Psikoloji 3. Sınıf öğrencisiyken yine bu hafta olduğu gibi medyayı ayağa kaldıran bir vaka olmuştu. Üniversiteden 2 arkadaşımla birlikte, o haftaki konusu cinsel istismar olan tartışma programına öğrenci olarak katılmıştık. İlk kez o zaman detaylı araştırma fırsatım olmuştu bu konuyu.

Medya yine ayaktaydı, bilirkişiler televizyonda veya gazetede yazıyorlar, öneriler sunuyorlardı. Tabi sosyal medya bugünlerdeki kadar aktif değildi. On küsür yıl geçmiş üstünden değişen ne var? Kaç gündür daldım tekrar makalelere, istatistiksel verilere bakıyorum azalma yok. Aksine artış var. Üstelik konu ile ilgili davaların yarısı cezasızlıkla sonuçlanmış. Dünya listesinde 3. sıradayız. Ülke olarak neyi yanlış yapıyoruz? Eksik mi yapıyoruz? Bir şeyler yaptığımızı mı zannediyoruz? Niye gelişme yok? Soruları dolaşıyor zihnimde.

Gelişme yok çünkü; Günümüzün yetişkin bireyleri cinselliği annelerinden, babalarından, okuldan değil, sokakta, güvenilir olmayan kişilerden yanlış bilgilerle ve deneyimlerle öğrendi.  Cinsel gelişim dönemini sağlıklı geçirememiş, cinsel eğitim almamış veya yanlış almış bireylerde sosyal duygusal açıdan problemler ortaya çıkabiliyor. Bu bireylerde cinsel bozukluklar, sapkınlıklar, karşı cinse karşı öfke, uyumsuz davranışlar gözlenebiliyor. Gelişme yok çünkü; Cinsel eğitim toplumumuzun her kesimine ulaştırılamıyor. Gelişme yok çünkü; Risk altındaki bireyler ve çocuklar resmi kurumlara bildirilmiyor. Bildiren kişiler görevlerinden alınıyor veya başka bir birime sürülüyor. Yani susturuluyor!  Gelişme yok Çünkü; işlenen suçlar cezasız bırakılıyor. Gelişme yok çünkü;  Çocuk kitapları ve filmleri, görsel medya hala cinsiyet farklılıkları ile ilgili olumsuz mesajlar vermeye devam ediyor. Hal böyle olunca tedavi olması ve ceza alması gerekenler sokaklarda, öğretmen, komşu, bakkal amca, müdür, akraba rollerinde karşımıza çıkabiliyor. Madem bir şey yapılamıyor çocuklarımızı eğitelim, kendilerini korumayı öğrensinler, onların sesi olalım diyor ebeveynler.

Yaklaşık bir haftadır bu konu ile ilgili önerileri takip ediyorum. Uzmanından, ebeveynine kadar pek çok kişi çoğunlukla, özel bölgelerin önemini ve bu özel bölgelere çocuğun güven duyduğu kişiler dışında dokunulmaması gerektiğini öğretmek konusunda hemfikir. Cinsel eğitim içeriğinde özel bölgelerin öğretilmesi çok önemli ancak tek başına bu bilgi çocuğumuzu korumak için maalesef yeterli değil. Cinsel eğitimden önce çocuklarımıza hayır diyebilmeyi öğretmemiz gerektiğini düşünüyorum. Çocuk hayır demeyi öğrenememiş ise, evde ona ve fikirlerine saygı duyulmamış, zorla yemek yedirilmiş, zorla banyo yaptırılmış, hayır dediğinde önemsenmemiş ise bu bilgi onu maalesef koruyamayacak. Bunun için öncelikle anne baba olarak kendimizi gözlemlemeliyiz. Çocuğumuz bize hayır dediğinde ona nasıl tepki gösteriyoruz ve çocuğun hayır’ı nasıl sonuçlanıyor.

Hayır diyebilmek sınır koyabilmektir. Hayır diyebilmek “Bana ve benim düşüncelerime saygı duy” demektir. Hayır demek “Karşı tarafı durdurabilirim” demektir. Ancak yanlış ebeveyn tutumları yüzünden çocuk bunu öğrenemez. Bir çocuk ailesinde hayır diyemiyorsa bir yabancıya nasıl diyebilsin? O yüzden ben bu süreçte cinsel eğitimden önce buna odaklanıyorum. Çocuk önce hayır diyebilmeyi öğrenmeli. Bunu öğrendikleri anda zaten susmayacaklar. Kendi seslerini kendileri çıkarabilecekler. Çocuklukta ve yetişkinlikte kendilerine yanlış gelen düşünce ve davranışa hayır diyebilecekler. Farkında olmadan çocuklarımızı susturup sonra onların sesi olmak zorunda kalıyoruz. Onları kötülüklerden korumaya çalışırken de böyle oluyor.

Çocuklar susmasınlar, hayır diyebilsinler, kendilerini koruyabilsinler. Onlar susmasın, bizler de onların sesi olmak zorunda kalmayalım!

Bir Cevap Yazın